Estetik burun ameliyatlarında uygulanan açık ve kapalı teknik olmak üzere başlıca iki teknik var. Açık rinoplasti tekniği uygulandığında iki burun deliği arasındaki bölmenin dışta kalan kısmından “^” şeklinde bir kesi yapılarak ameliyata başlanıyor, burun derisi yukarıya doğru sıyrılarak bütün kemik ve kıkırdak yapılar açığa çıkarılıyor, ameliyat direkt görüş altında yapılıyor. Kapalı rinoplasti tekniğinde burun deliklerinin içinden kesi yapılıyor, aletler bu kesilerden içeriye sokularak problem içeriden çözülmeye çalışılıyor. Burnun içindeki kemik ve kıkırdak yapılar tam olarak görülmeden, bir bakıma körleme ve tahminlere göre yapılıyor. Benim estetik burun ameliyatıyla ilk tanışmam kapalı rinoplasti tekniğiyle oldu, o yıllarda açık rinoplasti fazla bilinmiyor ve uygulanmıyordu. Uzun bir süre boyunca kapalı rinoplasti, nadiren de yaptığımız açık rinoplasti uygulamalarıyla estetik burun ameliyatlarını öğrendim. Açık rinoplasti uygulamaya başlayıp da bu tekniğin avantajlarını gördükten sonra artık açık rinoplasti benim için vazgeçilmez oldu. Yıllardır açık rinoplasti uyguluyorum, nerdeyse kapalı rinoplastinin varlığını unutmuş sayılırım. Halen daha kapalı rinoplastinin savunucuları az olmamasına rağmen, sanırım zaman ilerledikçe kapalı rinoplastinin sadece tarihi bir değeri kalacak. Teknik seçiminde gerek yurdumuzdaki gerekse dünyadaki değişim de bu yönde. Açık rinoplasti bugün için en modern burun estetiği tekniği olarak kabul ediliyor. Açık rinoplasti tekniğinde her şey gözler önünde olduğu için hata yapma ihtimali neredeyse yok gibi. Her iki taraftan ne kadar kıkırdak çıkardığınız, geride ne kadar kıkırdak kaldığı, kalan kıkırdakların eşit ve simetrik olup olmadığı çıplak bir şekilde görülüyor. Ben de görerek yapmayı seviyorum, hiç bir şey şansa kalmıyor. Bu şekilde yapılan ameliyatta simetrinin tam olarak sağlanmasının yanı sıra şekillendirme adına uygulanabilecek manevralar da kapalı rinoplastiye göre çok daha zengin, böylece ihtiyaç olan bölgelere kıkırdak destekler yerleştirilip dikişlerle sabitlenebiliyor, özellikle burun sırtına yakın olan eğiklikler uygun yöntemlerle, gerekirse kıkırdak parçalar eklenerek tam olarak düzeltilebiliyor, daha önceki ameliyatlarda oluşan kıkırdak eksiklikleri tam ve simetrik olarak onarılabiliyor, sonuçta rinoplasti sonrasında burnun ya da burun ucunun şekil değiştirmesi, burun ucunun düşmesi, burun içi septumun kayması gibi riskler en aza indiriliyor.
Burundan nefes alma problemi olan hastaların hemen hemen hepsinde septum deviasyonu oluyor. Septuma müdahale edilmesi gereken hastalarda en ideal yaklaşım yine açık rinoplasti. Açık rinoplastide burun içindeki septumun en derinde kalan noktaları da görülebiliyor ve septumun tamamına hakim olunabildiği için en uzak bölgelere ulaşılarak rahatça işlem uygulanabiliyor.
İki teknik arasındaki fark cerrahın hangi tekniğe daha çok hakim olduğuyla ile ilgili. Bu bir kişisel tercih. Her cerrah en iyi bildiği, inandığı, kendini güvenli hissettiği yöntemler ile en iyi sonucu alır. Kapalı rinoplasti konusunda deneyimi fazla olan cerrahlar gerçekten güzel sonuçlar da yakalıyor. Kapalı rinoplastinin dezavantajı körlemesine yapıldığı için istenilen şekli yakalamada işin biraz şansa bırakılması. Bu nedenle kapalı rinoplasti sonrasında rötüş niteliğinde ikinci bir düzeltici işlem gerekme ihtimali daha fazla olabilir. Açık rinoplastinin dezavantajı burun ucunun alt kısmındaki kesi yerinde yok sayılabilecek bir ameliyat izinin olması. Ben sürekli açık rinoplasti tekniğini uyguladığımdan biliyorum, bu ameliyat izi birkaç ayda siliniyor ve nerdeyse kayboluyor, hastalarım bu izin varlığının farkında bile olmuyor.