Altın oran, matematikte ve fiziksel evrende yaşam tarihinin başından itibaren var olmasına rağmen, insanlar tarafından ne zaman keşfedildiğine ve kullanılmaya başlandığına yönelik kesin bir bilgi elimizde yok. Tarih boyunca birçok defa yeniden keşfedilmiş olma olasılığı da oldukça kuvvetli. Rönesans sanatçıları altın oranı tablolarında ve heykellerinde denge estetik ve güzelliği elde etmek amacıyla sıklıkla kullanmışlar. Altın oran, bir sayının insanlık, bilim ve sanat tarihinde oynadığı inanılmaz bir rol, göze çok hoş gelen, doğada sayısız canlının ve cansızın şeklinde ve yapısında bulunan özel bir oran. Doğada, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, yüzyıllarca sanat ve mimaride uygulanmış, uyum açısından en etkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir bağıntı. Doğada en belirgin örneklerine insan vücudunda, deniz kabuklularında ve ağaç dallarında rastlanıyor. Sanatçılar, bilim adamları ve tasarımcılar, eser ve araştırmalarını yaparken ya da ürünlerini ortaya koyarlarken orantıları altın orana göre belirlenmiş insan bedenini ölçü olarak alıyor. Leonardo da Vinci ve Corbusier de tasarımlarını yaparken altın orana göre belirlenmiş insan vücudunu ölçü almışlar. Vücudun çeşitli kısımları arasında var olduğu öne sürülen ve yaklaşık altın oran değerlerine uyan ideal orantı ilişkileri genel hatlarıyla biliniyor. İnsan yüzünde de birçok altın oran var. Ancak bunu elinize hemen bir cetvel alıp insanların yüzünde ölçüler almayı denemeyin.
Çünkü bu oranlandırma, bilim adamları ve sanatkarların beraberce kabul ettikleri ideal bir insan yüzü için geçerli. Burun yüzün bir parçasıdır ama yüzden ayrı tutulamaz, bu yüzden burun ile yüzün estetik açıdan bir bütün olarak değerlendirilmesi gerek. Estetik anlamda yüz ile burun orantılı olmalı. Yüzdeki altın oranlara bakmak için yüz yatay olarak üç çizgiyle orantısal olarak bölünür. Bu şekilde yüz üç eşit parçaya ayrılır. Burun ucunun yüzden uzaklığı (nasal tip projection) normalde burun uzunluğunun % 67 si, burun üst kısım genişliği en aşağı kısımdaki genişliğin % 70-80 i kadar olması ideal sayılıyor. Burun kanatlarının genişliği her iki gözün iç kısmı arasında kalan genişlik kadar olması gerek. Ancak burun kanatlarının 2 mm kadar dışa doğru kavis yaparak bu hattın dışarısına çıkması normal sayılıyor. Burun, bu ölçülerin üzerinde olduğunda küçültülmesi düşünülebilir. Burun kanatları ile kolumella ilişkisi önden bakıldığında martı görünümüne benzer. Yandan bakıldığında burun ile alın arasında bir açısal bir ilişki vardır. Burun üst kısmı bayanlarda burun ucu ile alın arasında uzanan çizginin 2 mm gerisinde kalırken erkeklerde hafif üzerine taşması normal kabul ediliyor.Burun ucunun açısı da bayanlarda 95-105° arasında olurken, erkeklerde 90-95° arasında. Bu ölçüler kişiden kişiye az çok farklılıklar gösterebiliyor. Önemli olan yüz ile uyumlu bir görünümün olması. Bu ölçülerdeki aşırı derecede olan fazlalık ya da eksiklikler estetik görünüm kaybına neden olabiliyor.